İçeriğe geç

MAKYAJSIZ GÜZELLİK MÜMKÜN MÜ? BALASU DÜNDARALP İLE OZONLABS KONUŞTUK

Spread the love

Dermokozmetik ile ilgili sayısız ürün ve tedavi yöntemi var ama aynı zamanda güzelliğine güzellik katacak ürünlerden bazıları Balasu Dündaralp’e ait. Balasu sayesinde bazı kadınlar ozon kremlerini hem cilt tedavisinde, hem bakım kremi olarak kullanılırken makyajsız güzelliğin de tadını çıkartıyorlar.

instagram hesabını biraz stalkladığımızda aslında Balasu Dündaralp organik beslenen, doğal güzellik tavsiyelerinde bulunan ve biraz da süslenmeyi seven bir hanım kızımız gibi görünüyor. Bir Şeyma Subaşı değil ama o da çok geziyor. İstanbul-Ankara-Hamburg-İtalya arası koşuştururken Ozonlabs firmasının Hamburg’da kurulum işlemleriyle uğraştığını öğrendik. Önümüzdeki ay da Amerika’da Ozonlabs firması kurulacakmış onu da çok gizli kaynaklardan öğrendik. Balasu’ya bu enerji nereden geliyor bilemiyoruz ama Ozonlabs’in yanında çok sevilecek doğal ürünler hazırladığını da duyduk.

 

Bütün bu yoğunluğunun arasında kendisini kahve içme bahanesiyle yakalayıp bir kaç soru sorduk:

Balasu Dundaralp’in olayı nedir? (Yakından cildi instagram filtresi değil gerçekten pürüzsüz ve beyaz görünüyor nasıl yapıyor bunu!?)

Stalklamaya devam edersen görürsün 😉 Kimilerine göre Balasu gençleşme uzmanı gibi bir şey. Bana kalırsa Balasu Dundaralp meraklı ve merakının peşinden koşan biri. Bunun için doktora öğrencisi oldum, kendimi bir laboratuvara kapattım, arada havuzlu bir evde yaşıyorum diye tepki filan alıyorum ama içi seni dışı beni yakar. Kabıma sığamayan, pek uyumayan, sabah akşam sürekli düşünen, yeni ne üretmeliyiz, kimin yardıma ihtiyacı var soran soruşturan, duygusal ve duyargaları fazlası ile açık biriyim. Mesela beni üzmek çok kolaydır, hassas biriyim ama yolumdan döndürmek neredeyse imkansızdır. Çok küçük yaşlardan itibaren bir çok zorluk ve mücadele içindeydim. Ailemi bir arada tutmak, hasta babama yardım etmek ve sonunda kendime ve insanlığa yardım etmek gibi hedeflerim oldu. İdealistsin diyenlere hayır idealist değilim sadece istediğim şekilde yaşamanın başka bir yolunu bulamadım. Bir daha dünyaya gelsem yine yıldızlara bakıp, bir gün oraya gideceğiz ve giderken götüreceğimiz şeyleri, besinleri, ilaçları ve kozmetikleri üretmeliyiz derdim. Bana manyaksın diyenlere sonuna kadar katılıyorum. Dünyanın benim gibilere ihtiyacı var. Eğer rahat rahat yaşayacaksak bazıları uyumadan düşünmeli ve üretmeli. Balasu Dundaralp işte sadece bundan ibaret. Kafasına bilimi, uzayı, kimyayı ve molekülleri fazlaca takmış biri. Bir gün bisiklet ya da kay kay tepesinde gördüğünüz Balasu muhtemelen sadece Ozon’un ikiz kardeşini ya da plant based yaşamı, karbonmonoksitlerden arındırılmış bir çevreyi ve akıllı şehirler üzerine yeni modeller düşünüyor. Düşünmekle kalmıyor, çiziyor, ekip topluyor ve üretmeye çalışıyor. İşte tüm dış görüntüde şımarık, zengin belki havalı falan zannettiğiniz alakasız Balasu.

 

O Çok konuşulan 80’lerden kalma kazağını nereden aldın çok aradın mı?

Rengarenk şeyleri çok seviyorum. Nereden aldığımı söylersem reklam olur. Çok da aramadım sadece neyi nereden alacağımı iyi bilirim. Malum alışveriş bir kültür ve paraya bakmaz. Dünyayı geziyorum, sevdiğim şeyleri çok fazla para vermeden almanın bir yolunu bende arıyorum. Nihayetinde milyar dolarlarım yok ve dünya açlıktan ölen insanlarla dolu. Sadece tutkunu olduğum bazı özel parçaları beklemeden alırım. Kazak çok konuşuldu evet ama itiraf et bana da yakıştı 🙂

Bu arada giyim kuşam benim için moda değil. Moda dergileri hiç aldığım ve okuduğum bir şey de değil. Moleküller ve literatür arasında geçen ömrümün bir kaç saati toplantıya giderken topuklu ayakkabı da neymiş baş saldırısında oldum hep. 7 yıl önce toplantılara spor ayakkabılar ve bembeyaz takımlarla gider bir erkek saati ve güneş gözlüğü bir de vazgeçilmez Mont Blanc kalemimden ayrılmazdım. Küçüklüğümden beri sırt çantası, spor ayakkabılar ve akıllı her türlü oyuncağın tutkunuydum. Yakında benim için uçan bir kay kay üretirlerse çok mutlu olurum, muhtemelen toplantılar için vazgeçilmezim olur.

Esasen bunlar hep aileden geliyor. Yıllar önce bankada çalışan bir personelken takım elbise ve topuklu ayakkabı deneyimlerinin bana göre olmadığını ve bir gün bende topuklu giyerim belki, ‘Büyüyünce :)’ dediğimi hatırlıyorum. Ancak bir türlü büyüyemedim. Babamın hatırı sayılır büyük bir şirketi ve tonlarca toplantısı vardı. Yazın şort ve sandaletle toplantı yapardı. Yazın marin tarz tişörtler ve şortlar ile hem iş hem tatil havasında yapardı işini gücünü. Sanırım bu konuda ondan çok şey öğrendim. Bana kıyafetinle değil, beyninle üreteceksin, beyninin içini doldur ve gerisi içinse moda dergilerini değil, yaratıcılığını kullan derdi. Mesela annem bir Chanel kadınıdır. Her zaman tiril tiril, güzel döpiyesler ve klasizmden gelen esintiler. Ben ikisinden biraz farklı futuristik şeyleri sever oldum zaman içinde. Mesela Vans kay kay ayakkabıları benim vazgeçilmezim, bir de Muesli çanta benim için zamansız. Prada’ları ok önce dağıttım verdim arkadaşlara. Alexander Mcqueen ve klasik araba hayranlığım da var. Biraz erkek çocuğu heveslerim olduğunu itiraf ediyorum.

 

Renkli bir hayatın var. Tarzınla sosyal medyada çok konuşuluyorsun. Gerçek hayatta da böyle misin? Yoksa tamamen sosyal medyanın ürettiği hayal dünyasında mı yaşıyorsun?

Rengarenk bir hayatım var ama merak etme hepsi ve hepsi de sadece ben böyle istediğim için oldu. Her karesi doğru. Sosyal medyaya utanıp da koyamadığım çok da kare içeriyor aslında. Mesela eğlenceli, komik aile videoları, kaykayımla zıplarken, doğa sporları ve komik şakalar yapıp milleti havuza, tekneden denize atarken videolarımı paylaşmıyorum. Çılgın partilerin insanı değilim, ne yapıyorsam genelde gündüz aktivitelerim var ve gece muhakkak çalışıyorum. Çalışmadığım zamanlar ekibim ve ailem ile aktivitelere bayılırım. Sadece gülmek, hayat etmek ve bilimsel zırvalıklar konuşmak gibi dışarıdan bakanların anlamadığı ama içine girince çok eğlendiği bir hayat bu.

Dünyada en çok sevdiğim şey, sürekli ülke ülke dolaşmak. Genelde tek başıma, sırt çantamla gezerim. Her hangi bir ülkeye gitmeden oradaki dostlarımı arar bilgi veririm. Araba kiralarım, ne kadar ilginç sosyal aktivite varsa katılmaya çalışırım. Mesela en son Tesla S aracını otomatik pilotta denemek ve saatte 250 km çıkabilmek adına denedim. Çok güzeldi ve bir dahaki gidişime Bugatti Veyron denemeliyim dedim.

Hayatım 2’si Türkiye’de 1’i Hamburg’ta kurduğum 3 şirket, bir çok başarı hikayesi, yakında eklenecek Ozonlabs Kaliforniya macerası, bol bol hayranlık uyandırıcı tuhaf kremler üretmek, her şeyi önce kendi üzerimde denemek ve denerken kobay olmaya gülmekle geçiyor. Arada bir benim de tepem atıyor. Uykusuz gecenin bir körü elimde kitaplar, anne göremiyorum ya gözlerim ilerledi bana şu satırı oku derken bazen de anne ya aç kaldım bu evden herkes gitti valla bayılacağım varlık içinde yokluk yaşıyorum diye mızıldanırken de bulabiliyorum. Mesela açlığa hiç tahammülüm yoktur, tüm ekip bilir. Toplantıya gelenler masada gördükleri karşısında (tamamı sağlıklı) kriz geçiriyor. Benim için iş denen şey ile eğlence ve üretim bir arada yürür. Ekibimdeki kimse mutsuzlukla ve kırbaç ile çalışmaz. Büyük patronlar bana göre değil. Eğer birileri sizin diplomanızı ve çalışma saatlerinizi sorguluyorsa orada üreten olamazsınız. Ben sadece zeki ve egosuz insanlarla çevrili bir dünyada üretebiliyorum ve itiraf ediyorum çok da eğleniyorum.

 

Dermokozmetik ürünlerin varmış!? Hepimizin fondötensiz -kapatıcısız sokağa çıkmadığı şu dönemde Ozonlabs ile kozmetik sektörüne meydan okuyormuşsun doğru mu?

Kimilerine göre çok sertim bu konuda ama doğru. Ben nefes almayan şeylerden nefret ediyorum. Sen hiç elini ılık bal mumunun içine soktun mu? Eline yapıştığında ve cildin nefes almadığında tıpkı fondötende de olan bu. Ama sürmek ve renklenmek isteyenler 10 yıl sonra dating yaptığı yada evlendiği adamın karşısına makyajsız çıkamaz. Esaretler can sıkıcıdır. Ozonlabs olarak ben bu kapatıcı, bariyer gibi görülen içeriklerin zararlı etkilerinden hücreyi koruyan ve çalıştıkça ışıldatan bir felsefe ile ürünler geliştirdik. Yalnız ben House of Atoz gibi kozmetik kraliçesi diyenlere çok gıcık oluyorum. Fark ettiysen bu şirketin adı Ozonlabs Yaşam Bilimleri. Gençlik çayım ve gıda takviyelerim de var. Ben sağlıklı yaşam teknolojileri üreten bir marka olmayı, paraları nereye koyacağını bilemeyen kozmetikçi olmaya tercih ettim. Çünkü şımarık değil, evrensel bir tipim!

Ozonlabs için çalışan kaç kişi var? Çalışanları hangi kriterlere göre seçiyorsun? Yoksa filmlerdeki gibi laboratuvarlarda kapalı yaşayan manyak profesörlerle mi çalışıyorsun?

Ozonlabs’in mutfaginda 26 kişi çalışıyor ve bu insanlar canavar kılıklı. Hepsi de uyku ile arası iyi olmayan, gezen – tozan, akıllı teknolojileri seven, egosuz ve canlılara yardım etmeyi esas almış kişilerdir. Çalışanları bu zamana kadar hep ben seçtim. Yani bizzat en son benimle görüştüler. Kriterler arasında standart dışı olmak ve farklı işlerle meşguliyet, yaşama bilincinin farklılaşması temeldir. Ozonlabs Yaşam Bilimleri diploma ve transcript esaslarını en sona koyan ve iş hayatının dışında eğlence, üretim, yüksek bilinç, duyarlılık ve fütürizm temalarını baz alarak işe yerleştirme metodunu seçmiş bir şirkettir. Patron değil bir eğitmenim ve hayatımın sonuna kadar da öğrencilerim olacak. Bu şirketlerin bu felsefe ile yürümesi beni gururlandırıyor 🙂
Filmlerde çalışan uçuk profesörlerden tabiki bizde de var. Ama danışman olarak çalışıyorlar ve ülkeler arası Ozonlabs operasyonlarımızda bizzat üretim tarafında katkıda bulunuyorlar. Bu konuda en çok Almanya’daki bilim insanları networkümüz bizim desteğimiz.

Yaz geldi güneşten zarar gören cildimize iyi gelecek bir ürün var mı?

Güneşte cilt su kaybeder. Bunun yanında yanlış saatlerde güneşlenmemek gerekir. Yeni bir ürün yaptım adı da Ozonlabs Shine Sun Oil. Çocuklarda ve bebeklerde de rahatlıkla kullanılabiliyor. Yalnız bu ürün benim sevmediğim içerikleri mesela metalik dioksit gruplarını taşımıyor dolayısıyla doğal ve bu yüzden çocuklar ve bebeklerde de rahatlıkla kullanılabiliyor. Güneş koruma faktörü SPF 10 ve bu da teknik olarak yeterli. Hatırlarsan, eskiden SPF oranları daha düşüktü kremlerde çünkü SPF’yi arttırmanın tek yolu kimyasalı arttırmak. Ama bil bakalım araştırmalar ne diyor 10 değer SPF arttırabilmek için 30 kat daha fazla kimyasal eklemek zorundasınız. Peki bu kimyasallar nereye gidiyor. Tabiki vücudumuzdan atılamıyor ve sonuç …Sonucu zaten tahmin edersin.
Özellikle süt verenlerde metalik dioksit gruplar önerilmez. Peki insan doğal ürünü kullanmak için illa süt veren yani anne mi olmalıdır? Ben kendi ürünüm dışında güneş koruyucu kullanmam. Kim ne kullanmak isterse de kendisi için iyi bir açıklaması vardır. Soranlara ben kullanıyorum memnunum ve yeterince iyi bir korumadır diyecek kadar da bilimsel dayanağım var.

Sence güzel olmak için makyaj yapmak gerekli mi? Doğal ürünler kullanarak makyajsız güzellik mümkün mü?

Makyaj kadının doğasında var ve hatta artık erkekler bile yapıyor. Belki gün gelecek gezegendeki herkesin makyaj ürünleri olacak. Bu konuya çok düz bakmıyorum. Endüstri size ne pompalarsa ve neyi görerek büyürseniz o sizin normaliniz olur. Aynamın önünde su ile temizlenebilen vegan bir maskara, vegan bir göz kalemi ve ruj var. Kırmızı ruju severim , bende dişiyim o kadar da değil. Ancak yüzümü bir macunla kapatıp güzelim ben diyemem. Kusurlarım da var. Bu konuyu abartıp hayatımı gölgelemesine müsaade etmem. Sivilce mi çıktı bir nedeni vardır, tedavisini ederiz, cilt kalitemiz mi bozuldu bir nedeni vardır tedavi ederiz. Ama kapatmak benim tarzım değil. Ben evde ve ofiste temizlik yapıldığında halıların altına süpürülmüş toz gören misafirinin gözündeki bakışı bilirim 🙂 Doğal bir güzellik tercihim.

Estetik müdahaleler hakkında ne düşünüyorsun? Malum bol miktarda botokslu ve dolgun dudaklı kadınlarımız mevcut! Onlar da senin dermokozmetik ürünlerinden kullansınlar mı?

Estetik müdahaleler kişilerin kendi iç dünyası ile ilgili. Bence bazıları güzel, bazıları abartılı. Karşı değilim estetik müdahalelere , çünkü bireylerin ihtiyacı ile ilgilidir. Vücut modifikasyonları denilen bu müdahaleler gerçekçi beklentiler ile örtüşmeli ama ben illa da Elf olacağım tek hayalim bu diyorsan, karışılmaz. İleride botoks ve dolguya gerek bırakmayacak ürünler üzerine çalışıyorum ve belki de kendim için bir müdahaleye gerek kalmayacak 🙂

 

Ozonlabs ürünlerine şu linkten ulaşabilirsiniz:  https://www.ozonlabs.com/urunler
Balasu Dündaralp’e instagramdan ulaşabilirsiniz: 
Balasu Dundaralp’den bazı tavsiyeleri şuradan alabilirsiniz: